SORU BANKASI Filtrele

Roman Ünite / Modül Soruları


Soru 1

Cumhuriyet Dönemi'nde bireyin iç dünyasını esas alan yazarlar arasında yer alır. Din, tasavvuf ve tarihi ele aldığı romanlarında Türk toplumunun Batılılaşma evresinde yaşadığı kültür/medeniyet değişimlerini ve bu değişimin ailede sebep olduğu ahlaki çöküntüyü bireylerin psikolojileriyle birlikte ele almıştır. Sanatçının en başarılı romanı "Mesihpaşa İmamı"dır.

Parçada anlatılan yazar aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tarık Buğra B) Peyami Safa
C) Mustafa Kutlu D) Abdülhak Şinasi Hisar
E) Sâmiha Ayverdi

Soru 2

Aşağıda verilen eser-yazar eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Adalet Ağaoğlu-Ölmeye Yatmak
B) Orhan Pamuk-Kafamda Bir Tuhaflık
C) Sait Faik Abasıyanık-Kayıp Aranıyor
D) Yusuf Atılgan-Anayurt Oteli
E) Nezihe Meriç-Parasız Yatılı

Soru 3

Millî Edebiyat Dönemi'nde hikâye ve roman türünde eser yazan kimi sanatçılar çıraklık dönemi yapıtlarını bu dönemde vermiş, olgunluk dönemi yapıtlarını Cumhuriyet'in ilanından sonra kaleme almış ve edebiyat dünyasındaki yerlerine bu dönemde yerleşmişlerdir.

Aşağıdaki sanatçılardan hangisi bu metinde sözü edilen yazarlar arasında gösterilemez?

A) Halide Edip Adıvar
B) Refik Halit Karay
C) Ömer Seyfettin
D) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
E) Reşat Nuri Güntekin

Soru 4

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnak işaretinin kullanım amacı diğerlerinden farklıdır?

A) Yaşar Kemal “Yılanı Öldürseler”de sadece insanın insanla çatışmasını değil daha önemlisi kendi kendisiyle çatışmasını anlatmıştır.
B) Pınar Kür’ün romanındaki Selim, sınıf değiştirmenin tek yolunu şöyle açıklar: “Çevreni aşmakla başlayacaksın işe.”
C) Adalet Ağaoğlu, “Fikrimin İnce Gülü”nde kurtuluşu Almanya’da arayan binlerce Bayram’dan birini anlatmıştır.
D) “Al Gözüm Seyreyle Salih”; karmaşıklığın, çelişkilerin, ilişkilerin, çatışmaların ve içinde insan gerçeğinin araştırıldığı bir romandır.
E) Rıfat Ilgaz, “Sarı Yazma”da otobiyografik bir romanla okurun karşısına çıkmıştır.

Soru 5

Balo! Neriman Löbon'dan çıkıp Fatih'e gelinceye kadar hep bunu düşündü. Fakat izin meselesi, para meselesi, tuvalet meselesi, Şinasi meselesi? Onu en çok para meselesi düşündürüyordu. Babasına tekrar nasıl müracaat edebilir? Daha bir ay evvel, yeni mantosunu, yeni iskarpinlerini yaptırmak için babasını ne büyük fedakârlıklara sevk etti. Fatih'teki ev rehine konmuştu ve bu ağır faizli borcu ödemek için babası her ay, tekaüt maaşının bir kısmını ayırmaya mecburdu. Hele son hadiseden sonra, bir balo tuvaleti için babasına yeni bir fedakârlık teklif etmeye hiç cesareti yoktu. Fakat Neriman, sımsıkı, açılmak üzere kapanmış imkân kapılarının hepsini kurcalıyordu. Bu baloya muhakkak gitmesi lazım. Saydı: Dokuz gün var.

Peyami Safa'nın "Fatih-Harbiye" romanından alınmış bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Zaman kronolojik bir sırayla anlatılmıştır.
B) İç çözümlemelere yer verilmiştir.
C) İlahi bakış açısıyla kaleme alınmıştır.
D) Belirli bir mekân vardır.
E) Karşıt durumlara yer verilmiştir.

Soru 6

1970’lerden sonra Türk edebiyatında yerini almaya başlayan bu roman anlayışını Oğuz Atay başta olmak üzere Adalet Ağaoğlu, Hasan Toptaş, Bilge Karasu, Latife Tekin gibi sanatçıların eserlerinde görebiliriz. Bu anlayışla yazılan metinlerde anlatımın bir kurmaca olduğu okura hissettirilir, anlatımın bir hayal ürünü olduğu vurgulanır. Türlerin iç içe geçmesinin söz konusu olduğu bu anlatımlarda kişiler başka romanların kahramanlarıyla konuşturulur veya kurgu içinde başka eserlere göndermeler yapılır. Bu romanlarda yaşanan “an”lar vardır. Duruma göre zamanda geriye dönüş, zamanda atlama gibi karışık zaman dilimleri söz konusu olur.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada bahsedilen roman anlayışına ait bir kavram değildir?

A) Üst kurmaca B) Metinlerarasılık
C) Pastiş D) Parodi
E) Tanımlama

Soru 7

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük, anlamıyla birlikte verilmiştir?

A) “Bana ders çalışmamı hatırlatmanı annem istemiştir, değil mi?” diye sordu.
B) Denizden hayli içerde soğuk, kupkuru bir kara şehrinde sekiz ay kadar kaldım.
C) Tünelden Galatasaray’a kadar her vitrinin önünde uzun uzun durarak yürüdüm.
D) Sokak lambaları yanmaya başlayınca geceye kalmadan gemiye dönelim, dedik.
E) Çarşı içinin bütün hayhuyunu, boş ve sonuçsuz çabasını bir radyo bastırıyordu.

Soru 8

Eserde İkinci Dünya Savaşı yılları anlatılmaktadır. Bu yıllarda ülkede ekmek, şeker gibi temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmış; dışarıdan gelecek ani baskınlar nedeniyle birtakım tedbirler alınmıştır. Eserin ana kahramanı Mustafa Ural; aydın, şair ve edebiyat öğretmeni olarak karşımıza çıkar. Yayımlanan bir kitabından dolayı tutuklandığında savaş bitmiştir; ancak savaş yıllarının ülkede bıraktığı izler silinmeyecektir.

Bu parçada sözü edilen eser ve bu eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dost Dost İlle Kavga-Enver Gökçe
B) Karartma Geceleri-Rıfat Ilgaz
C) Mutlu Olmak Varken-A. Kadir
D) Haraç Mezat-Suat Taşer
E) Sürgün Alayı-Mehmet Kemal

Soru 9

Şahin Efendi bu kasabayı nasıl tasavvur ediyorsa hemen öyle buldu. Sonbaharın ismi gibi sararttığı bir ovanın nihayetinde bir dağ yamacına tırmanmış eski bir kasaba. Etrafını ova tarafından ince bir dere, öteki yanından sık serviler kuşatmış. Servilerin daha yukarısında bir eski kale harabesi... Şahin Efendi uzaktan kasabayı seçmeğe başlayınca korku ile karışık bir sevinç heyecanı duydu. Mağrur bir gülümseme ile:

- Bunlar hep mektepsizliğin, hep memleketi asırlardan beri karanlığa ve kana boğan yeşil gecenin eserleri. Bu dertlere müspet bilgiden gayrısı çare olamaz, diyordu.

Bu metnin alıntılandığı eser ve eserin yazarı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A) Ankara-Yakup Kadri Karaosmanoğlu
B) Yeşil Gece -Reşat Nuri Güntekin
C) Vurun Kahpeye-Halide Edip Adıvar
D) Üç İstanbul -Mithat Cemal Kuntay
E) İstanbul'un İç Yüzü -Refik Halit Karay

Soru 10

“Ben ciğerlerimi doldurarak olanca sesimle: “Agata Burina Burinata!” diye haykırdım. O zaman pek eski bir denizcilik âleminden hız alan ustam, sanki beni ünlü bir deniz geleceğine fırlatmak istiyormuş gibi, dağları temellerinden sarsan bir dinamit patlayışı şiddetiyle:

- Agata Burina Burinata! diye gürledi.

Pabuççular ve eskiciler sanki birbirine, “Aman arkadaşlar, durup dinlenmeyelim, çünkü açlık, dağ başında tenha yolcuyu kovalayan bir kurt gibi peşimize düşmüş bulunuyor. İşte bundan dolayı, biz de koşarcasına habire çalışalım ki, açlık ensemize yetişip bizi parçalayamasın.” diyerek birbirlerini çabuk olmaya kışkırtıyorlarmış gibi işlerinin üzerine abanmış, acele acele takur tukur çekiç sallarken, “Aganta Burina Burinata!” diye evrene meydan okuyan çağırışımızı duyunca işlerinin üzerinden doğruldular. Birdenbire çekiç takırtıları sustu. Hatta öz be öz kara adamı olan aşçı Yaşar bile sesini kapıp koyverdi ve eskicilerle beraber “Aganta!” diye bastı narayı.

Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Benzetme yoluyla somutlaştırmaya başvurulmuştur.
B) Farklı anlatım teknikleri bir arada kullanılmıştır.
C) Anlatıcı ve onun ustasının denize olan tutkuları yansıtılmıştır.
D) Anlatıcı diğer kişilerin davranışlarını yorumlayarak aktarmıştır.
E) Öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimlerinden yararlanılmıştır.

Soru 11

Aşağıdaki eserlerden hangisi Talip Apaydın tarafından yazılmıştır?

A) Karartma Geceleri B) Cemo
C) Köyün Kamburu D) Yılkı Atı
E) Yarbükü

Soru 12

Toplumcu gerçekçi yazarlar, 1930'lu yıllardan başlayarak toplumdaki düzensizlik ve çatışmalar ile köy gibi küçük yerleşim yerlerinin sorunları üzerinde yoğunlaşır. Ağa-köylü, öğretmen-imam, halk-yönetici; zengin/fakir, güçlü/güçsüz, aydın/cahil gibi çatışmalar üzerine kurmaca metinler yazarlar.

Aşağıdaki sanatçılardan hangisi eserlerinde bu parçada anlatılan temalara yer vermez?

A) Halide Edip Adıvar B) Sabahattin Ali
C) Orhan Kemal D) Kemal Tahir
E) Fakir Baykurt

Soru 13

Yusuf, koca öküzü üç gündür aramadık yer bırakmamıştı. İlk aklına gelen, onun bir ziyana girip kolcular tarafından götürülüp tokata kapatılması olmuştu. Fakat elin ekilmiş tarlasına ziyana girmek, koca öküzün âdeti değildi. Bütün beraber yaşadıkları uzun senelerde ne Yusuf, ne de koca öküz, haram mal yememişti. Yusuf’un ümidi boşa çıkmadı. Koca öküz, ziyana girmemişti. Yusuf, üç gündür, köyüne, yakın çiftlikleri, dağ bayırı dolaşmış, önüne gelene koca öküzü sormuştu. Fakat bir türlü onun nehrin öte yakasına geçmeye niyetleneceğini hatırına getirmemişti. Nihayet bu sabah bu ihtimal zihnini kurcalamış, oğluna, “Sen, şu yakaya git” emrini vermiş, kendisi de nehrin bu yakasını tutmuştu.

Yusuf uzun zaman olduğu yerde kaldı. Neden sonra oğlu gelip yanına çökünce kendine geldi. Delikanlı, gözlerini dikmiş babasına bakıyordu. Boğuk bir sesle:

“Bulamadım. ”dedi. Baba da gözlerini dikmiş, bataklığın üzerinde dolaşan iki kartala bakıyordu.

“Ben, buldum!” diye mırıldandı. Genç adam, babasının baktığı istikamete döndü. Öfkeyle:

“Namussuz ne işi varmış suyun, batağın içinde?...”diye söylendi. Yusuf, dönüp oğlunun yüzüne baktı:

“Karşı yakaya geçmeye niyetlenmiş bir hâlde.”

Bu parça aşağıda romanlarıyla ilgili görüş belirten yazarlardan hangisine ait olabilir?

A) Benim romanlarımdaki kişileri somut coğrafya üzerinde değil iç dünyanın gizemli dünyasında görebilirsiniz.
B) Olay kurgusu romanlarımdaki ana unsurlardan biridir. Olaylar da daha çok büyük şehirlerin gürültüsü içinde şekillenir.
C) Ben artık köy gerçekliğini anlatan, onların yaşam biçimini en sade hâliyle ortaya koyan romanlar yazıyorum.
D) Romanlarımdaki kişiler kuşak ve kültür çatışması içinde kalmış, kendini bulmaya çalışan kişilerden oluşur.
E) Romanlarımı yazarken en sevdiğim şey okuyucuyla konuşmak ve onun kurmaca dolu bir anlatımla karşı karşıya kaldığını hatırlatmaktır.

Soru 14

Bazı güçlü yazarlar, eserlerinde öylesine mükemmel kahramanlar yaratır; konu ve temayı onunla öylesine özdeşleştirirler ki akıllarda eserin olay örgüsü, konusu, mekânı, zamanı değil sadece kahramanı kalır. Başka bir ifadeyle roman kahramanı romanın önüne geçer. Don Kişot, Sefiller, Goriot Baba, Suç ve Ceza, Huzur, Mai ve Siyah, Sinekli Bakkal, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanlarını unutulmaz kılan sebeplerin başında güçlü kahramanları gelmez mi? Pek çok roman ve hikâyenin adını doğrudan doğruya kahramanından almasının (..............., .................. gibi) sebebini bu noktada aramak gerekir.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A) Felâtun Bey’le Râkım Efendi, Dürdane Hanım
B) Zehra, Çalıkuşu
C) Nur Baba, Kuyucaklı Yusuf
D) İnce Memed, Cemile
E) Tırpan, Kürk Mantolu Madonna

Soru 15

Eski köşkün eşyası çoktan eskimiş, odasına renkli tepe camlarından altın sarısı, fes rengi, yosun yeşili ışıklar dökülüyor; sayfaları büyük olasılıkla epeydir karıştırılmamış defterlere yansıyordu. Mediha birçok zamanların anılarıyla yaşardı. Yeteneksizliğim anlaşılıncaya kadar piyano dersleri almaya geldiğim bu evde piyano başka bir odadaydı. Mediha Hanım, piyanosunu yıllar var ki gönlünce çalamıyor; piyanosunun kapağı biz öğrenciler için açılıyor ve fırtınaları dinmiş, yaşlı Mediha Hanım, çoktan gönül serüvenlerini, heyecanlarını, kalp çarpıntılarını tüketmişken, işte piyanosundan ayrılamamış, bu nota defterlerinden de asla ayrılamamıştı.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Varlıkların ayırt edici özellikleri
B) I. tekil kişili anlatım
C) Farklı yapıdaki cümleler
D) Deyim ve ikilemeler
E) Doğrudan anlatım

Soru 16

Roman yazarlarının yaygın biçimde tercih ettikleri bir roman unsurudur. Romanın kurmaca dünyasında yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Onun son derece geniş bilme, görme, duyma imkânı, kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okumaya kadar uzanır. III. tekil kişi ağzıyla konuşur. Onun kendine has bir dil ve üslubu yoktur, yazarın dilini kullanır. Bu sebeple ona yazar-anlatıcı da denir.

Bu parçada aşağıdaki roman unsurlarından hangisi açıklanmıştır?

A) Tip B) Gözlemci bakışı açısı
C) Karakter D) Kahraman anlatıcı
E) Hâkim bakış açısı

Soru 17

Aşağıda verilen cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?

A) Sana gelecekle ilgili anlatacağım pek çok planım var.
B) Her şeyi usulüne göre yapmaya çalışırdı.
C) Madem ki gelmeyecektin, niye söz verdin?
D) Buraya birkaç yıl önce arkadaşlarımla taşınmıştık.
E) Hâlbuki Ahmet, böyle sorumsuz bir insan değildi.

Soru 18

Duvardaki eski saatin tik takları (I) durmadan işitilir, her on beş (II) dakikada bir de gong vururdu. Böyle böyle dakikalar, saatler geçer; bu zaman zarfında birinin elleri sürekli işler, öteki elinde ki (III) gazeteye daha bir gömülürdü. Bazı akşamlarda da (IV) ninem, o büyük evin odalarından birine girip sepetler arasında âdeta kaybolurdu (V).

Bu parçada numaralanmış altı çizili sözlerin hangisinin yazımında yanlışlık yapılmıştır?

A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Soru 19

"Postmodern romanlarda yazar dış dünyayı birebir yansıtmaktan özellikle kaçınır. Gerçeklikten çok, anlam çoğulluğu hedeflenir. Çünkü onlara göre gerçekliği ifade eden dil değil, anlamdır."

Postmodernizmle ilgili yukarıda verilen bilgilere uygun olmayan eser hangisidir?

A) Emile Zola-Toprak
B) Oğuz Atay-Tutunamayanlar
C) Umberto Eco-Gülün Adı
D) Orhan Pamuk-Benim Adım Kırmızı
E) Bilge Karasu-Gece

Soru 20

Üç gün sonra ikramiyesiyle, piyangosuyla, zamanlarıyla, tenzilatiyle nakit ceza usulümüz bütün bir sistem olmuştu. Halit Ayarcı benim keşfimi tam Hollywood metoduyla ilan etti. Birkaç hafta içinde Ahmet Zamanî Efendi’yi herkes unutmuştu. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ilk kuruluş anlarında dahi erişemediği bir teveccüh ve muhabbet kazandı.Bunun arkasından Saat Sevenler Cemiyeti vasıtasıyla tesis ettiğimiz köyler için Saat Ayar Ekipleri geldi. Zaten Saat Ayar İstasyonlarımız çoğalmıştı. Şehir bizimdi. Bir yığın genç kız ve erkek, sırtlarında Samiye Hanım’ın icadı üniformalar, yakalarında rozetlerimiz, gidip geliyorlar; umumi hayata neşe katıyorlardı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan alınan bu parçadan yola çıkılarak yazarın üslubuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Arapça ve Farsça kelimelere yer vermiştir.
B) Millî ve manevi değerleri ön planda tutmuştur.
C) Üst kurmacaya dayalı anlatımlara başvurmuştur.
D) Toplumcu gerçekçi anlayış doğrultusunda eser vermiştir.
E) Gösterme, bilinç akışı gibi teknikleri yoğun kullanmıştır.
Seçilen
Soru
Sayısı
0
1234...5
5 Sayfada Toplam 98 soru listeleniyor