SORU BANKASI Filtrele

Masal / Fabl Ünite / Modül Soruları


Soru 1

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gerek ... gerek” bağlacı kelime gruplarını birbirine bağlamaktadır?

A) Gerek ailesi gerek arkadaşları onu yüreklendiriyordu.
B) Eserleri gerek sanatımızı gerek düşünce dünyamızı derinden etkilemiştir.
C) Gerek hızıyla gerek gücüyle hepimizin dikkatini çekmişti.
D) Gerek susuşu gerek gülüşü daima bir şeyler anlatırdı.
E) Takipçilerimle gerek yazışarak gerek buluşarak devamlı irtibat kuruyorum.

Soru 2

(I) Şimdiye kadar hem hazırlık hem uygulama bakımından birkaç saati aşmayan etkinlikler paylaştık. (II) Bu sefer ise kütüphane şenlikleri, yıl sonu gösterileri, veli günü gibi vesilelerle daha uzun soluklu bir faaliyet planlamaktayız. (III) Örneğin bu cumaki buluşmamızda sizler için okuma alışkanlığınızı pekiştirecek bir uygulama gerçekleştireceğiz.

Numaralanmış cümlelerin hangilerinde hem edat hem bağlaç kullanılmıştır?

A) Yalnız IB) Yalnız IIIC) I ve II
D) II ve IIIE) I, II ve III

Soru 3

Eski zamanlardan bir padişah, kendi memleketinin toprakları üstünde yaşayan en zeki insanı bulması için vezirine emir vermiş. Bir oduncunun üç kızı varmış, aynı memlekette yaşayan. Bu kızların en küçüğü çok zeki imiş. Padişah, bir sürü aramadan sonra bulunan bu kıza, veziriyle otuz lira ve otuz arşın kumaş göndermiş. Ama vezir hem paranın hem de kumaşın yarısını kendine alıkoymuş, geriye kalan yarı para ile kumaşı kıza götürmüş. Kız hediyeleri alınca “Benim de bir haberim var padişaha, aynen nakledin.” diyerek şunları söylemiş: “Babam taktaklara, annem vakvaklara gitti. Büyük ablam çirkini güzel etmeye, küçük ablam biri iki yapmaya gitti. Ben de baş aşağı, baş yukarı yapıyorum. Padişahım ne İslam’dır ne başka.” Vezir bu cevabı padişaha nakledince padişah meseleyi çözmüş ve hırsızlık yaptığı için vezirini zindana attırmış. Meğer kızın dediklerinin manası şuymuş: Babam odun kesmeye, annem ördek gütmeye, büyük ablam gelin hazırlamaya, küçük ablam doğum yaptırmaya gittiler. Ben de fasulye pişiriyorum. Bana gönderdiğin hediyeler ne senin şanına uygun ne de bana yeter.

Bu parçanın dil ve anlatım özellikleri ile ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) Anlatım, duyulan geçmiş zamanla gerçekleştirilmiştir.
B) Olağanüstü ayrıntılara yer verilmiştir.
C) Kötülüğün/yanlış işin timsali olan tip cezasını bulmuştur.
D) Anlatıcı hâkim bir bakış açısına sahiptir.
E) Kısa, duru ve açık cümleler kullanılmıştır.

Soru 4

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı bir edatla sağlanmıştır?

A) Neden böyle bir karar verdi ki?
B) Tabiatı ondan daha iyi kim anlatabilir?
C) Hangi güzergâhı kullanacaksın?
D) Gözleri her şeyi söylüyor olabilir miydi?
E) İlacını günde kaç kere alacak?

Soru 5

Padişah, konuk ağırlamayı çok sever. Methi her yerde duyulan bir de aşçısı vardır. Bir gün çok sevdiği arkadaşları, evine konuk olur, aşçısından sofrayı donatmasını ister. Akşam olur, davetliler gelir, sofrada kırk çeşit yemek vardır fakat hepsi dilden yapılmıştır. Padişah bu duruma şaşırır. Başka bir gün padişahın tekrar misafiri gelir. Padişah aşçısına, “Bu sefer gelenler çok önemli insanlar değil.” der. Padişah, önemsiz dediği misafirlerine de dil yemeği hazırlandığını görünce şaşırır ve nedenini sorar. Aşçı, “Dil çok kıymetlidir, iyi kullanırsak yılanı deliğinden çıkarır. Kötü kullanırsak dilin hatasını hiçbir şey düzeltemez.” der.

Bu parça, dil ve anlatım özellikleri bakımından aşağıdaki anlatmaya bağlı edebî türlerden hangisine örnek olabilir?

A) MasalB) RomanC) Destan
D) MesneviE) Manzum hikâye

Soru 6

Günün birinde, kurbağa ile fare arkadaş olmuşlar. Bir bahar mevsiminde kurbağa, fareye: “Gel, biraz gezelim.” demiş. Bunlar gide gide, bir ırmağa rastlamışlar. Kurbağa, farenin sudan geçemeyeceğini bildiği için ona: “Sen üzerime çık, kuyruğunu da ayağımla bağla. Böylece seni karşı tarafa rahatlıkla geçirebilirim.” demiş. Fare kurbağanın sırtına binmiş, tam suyun ortasına vardıklarında kurbağa suyun dibine doğru dalmaya başlamış. Elbette fare suyun içine girer girmez hemen boğulmuş. Ama kuyruğu kurbağanın ayağına bağlı olduğu için yine onun sırtında kalmış. Suyun yüzüne çıkan kurbağa sırtında fare ölüsü ile dolaşırken kartal yukarıdan fareyi görmüş ve kaptığı gibi dağın başına götürmüş. Fare kurbağaya bağlı olduğu için yüksek dağın zirvesinde kartala yem olmaktan kurtulamamış. Atalarımız ne güzel demiş: ........... -

Bu fablın sonunda boş bırakılan yere aşağıdaki öğütlerden hangisi getirilmelidir?

A) Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
B) Alna yazılan başa gelir.
C) Av vuranın değil, alanın.
D) Dost, kara günde belli olur.
E) Akıl akıldan üstündür.

Soru 7

Bir gün Rüzgâr Güneş’le konuşuyormuş.

— Ben senden daha güçlüyüm, demiş.

— Öyle mi, demiş Güneş.

— Elbette, demiş Rüzgâr.

— Bunu sana göstereceğim. Bak şu aşağıdaki yaşlı adamı görüyor musun? Güneş eğilip bakmış.

— Görüyorum diye cevap vermiş. Rüzgâr gururla:

— Gör bak, onun ceketini çıkaracağım diye konuşmuş. Güneş:

— Peki o zaman, demiş. Haydi dene bakalım. Sonra bulutların arkasına çekilmiş. Merakla Rüzgâr’ı, izlemeye başlamış.

Rüzgâr bütün şiddetiyle esmiş. O estikçe yaşlı adam üşümüş. Üşüdükçe paltosuna sarılmış. Rüzgâr buna öfkelenmiş. Daha da şiddetli esmiş. Bu kez adam paltosunu daha sıkı tutmuş. O ne kadar şiddetli estiyse adam da paltosuna o kadar çok sarılmış. Çünkü çok üşüyormuş. Rüzgâr sonunda pes etmiş. Bu kez sıra Güneş’e gelmiş. Güneş bulutların arkasından çıkmış. Yaşlı adama sıcacık gülümsemiş. Yeryüzünü iyice ısıtmış. Adam pek sevinmiş. Yeryüzü ısındıkça adam da ısınmış. O da gülümsemeye başlamış. Artık paltoya ihtiyacım kalmadı diye düşünmüş. Ve paltosunu çıkarmış. Güneş Rüzgâr’a dönerek:

— Gördün mü, demiş. Nazik olanlar zorbalardan her zaman daha güçlüdür.

Bu parça fabl türünün aşağıdaki özelliklerinden hangisini temsil etmez?

A) Kahramanları çoğunlukla insan dışındaki canlılardan seçilir.
B) Ders verme amacı güdülür.
C) Genellikle manzum biçimde yapılandırılır.
D) Teşhis ve intak sanatlarından yararlanılılır.
E) Dostluk, dayanışma, kurnazlık, nezaket gibi evrensel tema ve kavramlar işlenir.

Soru 8

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir edat isim çekim eki almıştır?

A) Oturması ile kahkaha atması bir oldu.
B) Aması maması yok kardeşim, diyecek oldum.
C) Gelenlerden bazılarına tanıyor gibi kafa sallıyordu.
D) Ona güzel bir gelecek bırakmak için çabalıyoruz.
E) Bu kadarına dayanabilmesi bir mucizeydi.

Soru 9

Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi bağlama görevi üstlenmemiştir?

A) Sardunya odanın yalnız bu köşesinde canlanıyor.
B) O bize katılmayacak çünkü hastalanmış.
C) Biraz yorgunum ama sizinle geleceğim.
D) Hemen soğumuş hâlbuki daha yeni kapattım.
E) Mademki isteklidir, bulur bir çaresini.

Soru 10

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana "Gel" desin.

                               (Ahmet Kutsi Tecer)

Bu dörtlükte geçen "yalnız" sözcüğünün görevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) SıfatB) ZarfC) Ünlem
D) EdatE) Bağlaç

Soru 11

Ünlemin numaralanmış cümlelere kattığı anlamlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

A) Dilek-Alay-Gurur
B) Korku-Övgü-Sevinç
C) Mutluluk-Küçümseme-Şefkat
D) Saygı-Kınama-Beğeni
E) İstek-Alay-Sabır

Soru 12

Aşağıdaki dizelerin hangisinde bağlacın yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

A) Hadi git, ne bir adres ne bir hatıra bırak

Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

B) Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları

C) Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil

D) Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,

bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte

yani yürekte.

E) Bir akşamüstü yanımızda kimsecikler olmaz

Yada olması gerekenler yanımızdakiler değildir


Soru 13

İKİ KATIR

Biri yulaf yüklü iki katır gidiyordu;
Birinde tahsildarın paraları.
Para taşıyan biraz fazla kibirleniyordu;
Duymuyordu bile sırtındaki ağırlığı.
Pek de edalı adım atıyordu,
Çıngırağını şakırdataraktan.
Derken bir kaç adam çıktı uzaktan.
Haydutlar, para arıyorlardı;
Para da yalnız memurun katırında vardı.
Hayvanı yakalayıp durduttular;
Katırcık dayakları yedikçe inliyordu;
“Ne bekledim, başıma neler geldi diyordu.
Şu arkadaş nasıl da sıyrıldı tehlikeden!
Mahvolan, helâk olan sadece ben.
Öteki: — Dostum, dedi yoldaşına,
Her zaman rahat etmez büyük işler görenler;
Sen de bir fakirin işini görseydin eğer
Bunun hiçbiri gelmezdi başına.”

Orhan Veli Kanık, La Fontaine’in Masalları

İki Katır adlı fablla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Teşhis ve intak sanatlarından yararlanılmıştır.
B) Ders verme amacı güdülmüştür.
C) Öyküleyici anlatıma başvurulmuştur.
D) Yer ve zaman belirsizdir.
E) Ünlem türünde sözcük kullanılmıştır.

Soru 14

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "da, de" bağlacının yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

A) Şanlıurfa’ya gelenlerin mutlaka uğradıkları yerlerden biri de Balıklı Göl’dür.
B) Dinleme becerisi, belki de konuşma becerisinden çok daha önemli bir beceridir.
C) Edebiyatın bireye ve topluma hizmetle de yükümlü olduğunu söyleyebiliriz.
D) Çirkine dayanılıyor da nedense bir şeyin sonradan çirkinleştirilmesine dayanılmıyor.
E) Felsefe gibi bilimde sağlam, güçlü, dirençli, aydınlık kafalar ister.

Soru 15

Bu treni ilk kim nasıl gördü, duydu ........... okudu kimse öğrenemedi ........... herkesin emin olduğu tek bir şey vardı: Bunun çocuklarını uyutmak için çok güzel bir masal olması. Gerçek olup olmaması ........... yetişkinlerin umrunda ........... değildi, onlar zaten hayal kurmayı çoktan unutmuşlardı.

Aşağıdaki bağlaçlardan hangisi bu parçadaki boşluklardan herhangi birine getirilemez?

A) ancakB) veyaC) bileD) daE) eğer

Soru 16

Numaralanmış cümlelerin hangisinde edatın cümleye kattığı anlam yanlış verilmiştir?

A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Soru 17

Bir memleketin birinde Sülün kız derler, bir kız varmış. Ne kimsenin bir tüyüne dokunur, ne de yerdeki karıncayı incitirmiş ama, Allah kalbine göre vermemiş yoksa... Günün birinde babasını elinden alınca bir korku gelip dalına binmiş:

“Ne bir dağda yağmurumuz var, ne bir bağda yaprağımız var; sönen ocağımızı ne ile yakacağız?”

Diye, düşündükçe düşünür; ömrünü, gününü tüketirmiş... Anası bu korkuyu gözünden okuyunca:

“A Sülün kızım demiş; ne diye kara kara düşünüp durursun? İki el, bir baş içindir; geçinmeyecek ne başımız var! Ben çulha dokurum; sen gergef işlersin; gül gibi geçinip gideriz...” (...)

Tasa Kuşu adlı masaldan alınan bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Serim bölümünden alınmıştır.
B) Yer ve zaman belirsizdir.
C) İyi-kötü çatışması vardır.
D) Deyimlere yer verilmiştir.
E) Sade bir dil kullanılmıştır.

Soru 18

HOROZLA İNCİ

Bir horoz inci bulur, kuyumcuya gider:
“Al, şuna bak, der,
pırıl pırıl, ne özrü ne kusuru var.
Fakat sen bana bir avuç mısır ver,
benim işime o yarar.”
Bir cahile bir kitap miras kalır.
Adam kitabı alır,
komşusu kitapçıya gider:
“Bak, ne güzel kitap, der,
fakat sen bana beş on kuruş ver,
benim işime o yarar.”

Nâzım Hikmet, La Fontaine’den Masallar

Horozla İnci adlı fablla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İlgeç kullanılmıştır. B) Bağlaç kullanılmıştır.
C) İkileme kullanılmıştır. D) Yalın bir dil kullanılmıştır.
E) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.

Soru 19

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat öbeği, yüklem görevindedir?

A) Başarmak için inanmak gerekir.
B) Belirtildiği üzere önceliği eğitime verdik.
C) Dükkâna kadar sana eşlik edeyim.
D) Yeni evleri avuç içi kadardı.
E) Gelişim, sabır ve gayret ile mümkündür.

Soru 20

Numaralanmış sözlerden hangisi bağlama işlevine sahip değildir?

A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Seçilen
Soru
Sayısı
0
1234
4 Sayfada Toplam 67 soru listeleniyor