Servet-i Fünun dergisinin başına geçerek bu dergiyi edebi bir mektebe dönüştüren ..............., burada yeni bir şiir ve dil oluşturmaya çalışmış, Mehmet Rauf, Halit Ziya gibi isimlerin katılımıyla edebiyatımıza yeni bir hava getirmiştir. Aruzu şiire başarıyla uygulamış, şiiri nesre yaklaştırmıştır. Duygusal ve bireysel şiirlerinin yanı sıra "Sis" gibi toplumsal şiirleri de vardır. ............... adındaki çocuk şiirlerinden oluşan kitabında hece veznini kullanmıştır. Haluk'un Defteri, Rübab-ı Şikeste diğer eserleridir.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
(I)Fransız sembolistlerinden etkilenen (II)Servet-i Fünun dönemi sanatçısı (III)Ahmet Haşim, şiir kitapları (IV)Piyale ve Göl Saatleri'nde (V)sanatlı, ağır bir dil kullanmıştır.
Yukarıdaki numaralanmış sözlerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
Günümüz Türkçesinde "Geleceğin Şafağı" anlamına gelen bu topluluk, kendinden öncekileri eleştirerek ortaya çıkmış, edebiyatı daha çok Batılılaştırmak, bunun için de Batı edebiyatıyla daha sıkı ilişkiler kurmak gerektiğini savunmuştur. Sanatı kişisel ve saygıdeğer olarak gören topluluk, edebiyatımızda kalıcı bir etki bırakamamış, kendilerinden öncekileri eleştirmelerine karşın onların devamı olmaktan öte gidememiştir.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen topluluk içinde yer almamıştır?
XX. yüzyılın başlarında, edebiyata hevesli İstanbul gençlerinden bir grup, 1909'da ............... adında bir edebî topluluk kurdular. "Sanat, kişisel ve saygıdeğerdir." tezini savunan bu gençlerin amaçları Servet-i Fünun topluluğuna benzeyen, fakat onlardan daha ileri bir edebiyat ortamı oluşturmaktı. Bu sanatçılar, Fransız edebiyatını kendilerine örnek aldılar ve Fransız sembolistlerinden etkilendiler. Eserlerinde aşk ve tabiat konusunu işlediler.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarının ortak özelliklerinden biri değildir?
............ dönemi yazarlarından olan ..............., romanlarında konularını daha çok, aydın çevreden seçer. Buna karşın küçük hikâyelerinde halkın arasına girmeye çalışır. Bu yüzden hikâyelerinde daha ulusal, daha yerli bir hava, bizim olan bir renklilik göze çarpar. Hikâyelerinde dil daha sade bir özgünlük gösterir. Mai ve Siyah gibi romanlarında, hikâyelerine göre daha ağır bir dil kullanır. Romanlarını sonraki dönemlerde dilde sadeleşme akımından etkilenerek yalınlaştırır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Gençlik döneminde Divan edebiyatının etkisi altında kalmış, Edebiyat-ı Cedide döneminde ise bireysel duyarlılıkların ozanı olmuştur. Ancak o, bu dönemde yazdığı Hasta Çocuk, Balıkçılar, Ramazan Sadakası gibi şiirlerinde bile geleceğin yenilikçi-toplumcu ozanını müjdeler gibidir. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulayan ozanın şiirlerinde parnasizmin etkileri görülür.
Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?
Halit Ziya Uşaklıgil ile Cenap Şehabettin'in ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?
Servet-i Fünun topluluğunun oluşumunda öncülük etmiştir. Topluluğun en önemli şairidir. Önceleri duygusal şiirler yazmış, daha sonraları toplumsal konulara ağırlık vermiştir. Devlet yönetimini eleştirdiği "Sis" adlı şiiri, elden ele dolaşmış, büyük bir yankı uyandırmıştır. Aruz veznini Türkçeye başarıyla uygulayan şair, "Şermin" adındaki çocuk kitabında yer alan şiirlerini hece vezniyle yazmıştır.
Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerin hangisidir?
Şiirleri o güne kadar alışılagelen şiir biçimlerinin hiçbirine benzemediği için, yayımlandığı sırada büyük tartışmalara yol açıyordu. Bu tartışmalara verdiği cevapta şair, şiiri ve şairi, bugünkü dille söylersek, şöyle tanımlıyordu: "Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır; şair de, ne bir gerçek habercisidir, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir kanun koyucu. Şiirin dili, düzyazı gibi, anlaşılmak için değil, duyulmak için oluşmuş, müzikle söz arasında, sözden çok müziğe yakın, arabulucu bir dildir." Şair bu anlayışla yazdığı şiirlerini Göl Saatleri ve Riyale adlarıyla kitaplaştırmıştır.
Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
Şiirin konusunu genişletmeleri, şiirde yaptıkları yeniliklerin başında gelir. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin gibi şairler Recaîzâde'nin şiire getirdiği "Güzel olan her şey şiirin konusudur." görüşünü, "Her şey şiirin konusudur." şeklinde genişleterek Türkçeyi hayatın iyi, kötü, çirkin, güzel, her hâli, her duygusu, her düşüncesi, her sesi, her olayı için şiir söylemek yolunda bir gelişmeye ulaştırmışlardır. Ancak bu çeşitlilik, şiirleşen heyecanların yüceliğine engel olmamış, şiiri bayağılığa düşürmemiştir.
Türk şiirinde yukarıda sözü edilen yeniliği gerçekleştiren topluluk aşağıdakilerden hangisidir?
Yazar Fransız edebiyatı yoluyla Batı gerçekçiliğini kavramış, konularını gözleme dayanarak ve kişileriyle olaylar arasında psikolojik açıdan tam bir bağıntı gözeterek tarafsız bir tutumla işlemiştir. Ama onun gerçekçiliği toplumsal bir gerçekçilik değildir. O genellikle kişisel mutluluk, özellikle de aşk konusu üzerinde durmuş, bütün romanlarında bunları işlemiştir. Mai ve Siyah'ta romantik aşkı ve hayal kırıklıklarını, Aşk-ı Memnu'da yasak aşk, tutkular ve gerçek yaşamda görülen evlilik sorunlarını ele almış ve gerçekçi bir yöntemle incelemiştir.
(I) Servet-i Fünun sanatçıları, yapıtlarında süslü, sanatlı Arapça ve Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanmışlardır. (II) Şiiri düzyazıya yaklaştırmışlar, aruzu Türkçeye başarılı bir şekilde uygulamışlardır. (III) Şiirde Halk edebiyatı nazım şekillerinin yanında Batı’dan aldıkları sone, terza-rima gibi yeni biçimleri kullanmışlardır. (IV) Yapıtlarında insanlık sorunlarından uzak, katıksız bir doğa betimlemelerine yer vermişlerdir. (V) Şiirlerinde olduğu gibi, roman ve öykülerinde de koyu bir karamsarlık ağır basar.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışlığı yapılmıştır?
Servet-i Fünun sanatçıları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Recaizade Mahmut Ekrem'in desteğini arkasına alan genç sanatçılar, bir dergi etrafında birleşerek edebiyat topluluğu oluşturmuşlardır. Yaşadıkları dönemin de etkisiyle bireyci bir sanat anlayışını benimsemişlerdir. Gençler, Hüseyin Cahit Yalçın'ın Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makalesini yayınlamasıyla dergi kapatılınca dağılmışlardır.
Bu parçada sözü edilen genç sanatçılar aşağıdaki edebiyat kollarından hangisini temsil etmektedir?
Mehmet Rauf'la İlgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Recaizade Mahmut Ekrem, yapıtlarıyla dönemine yön veren bir sanatçı olmaktan çok, fikirleriyle, sanat anlayışıyla edebiyatımıza büyük katkılarda bulunmuştur, ileri sürdüğü görüşler özellikle gençler üzerinde oldukça etkili olmuş, onları yenilikler konusunda cesaretlendirmiştir. Onun yönlendirmesiyle gençler bir dergi etrafında bir araya gelmiş ve yeni bir edebiyat topluluğunun ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Şiirde ................ ve romanda ................. bu grubun en etkili sanatçıları olmuşlardır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
Bu sanatçı, başarılı öykülerinde kişisel dramlara, kıyıda köşede kalmışların dünyaya bakışlarına yer vermiş. Sözgelimi "Ferhunde Kalfa"da evde kalmış bir evlatlığın tüm yaşamını, evde kalmak sorunu çerçevesinde, toplumsal yaşantıdan çarpıcı bölümlerle işler. Hem kişisel dramı, hem de çevreyi algılarız bu eserde. "Kırık Hayatlarda ise çeşitli nedenlerle yanlış evlilikler yapmış mutsuz gençleri ve sorumsuz bir hareket yüzünden mutlu bir yuvanın dağılmasını anlatır.
Bu parçada sözü edilen sanatçı, aşağıdakilerden hangisidir?
1895 yılının sonunda Muallim Naci ve taraftarlarının yazdığı "Mâlûmat" gazetesi ile Recaizade Mahmut Ekrem arasında bir tartışma başlar; "Kafiye göz için mi, kulak için mi olmalı?" Ekrem Bey, Mâlûmat'a verdiği cevapları ............. dergisinde yayımlar. Recaizade, bu tartışmadan sonra yeni edebiyat taraftan gençleri bu derginin etrafında toplar. Dergiyi de sanat ve edebiyat dergisi hâline getirebilmek için Tevfik Fikret'i görevlendirir.
Aşağıdakilerden hangisi Edebiyat-ı Cedide sanatçılarının ortak özelliklerinden biri değildir?